29 Ekim 2010 Cuma

Kıssadan Hisse

Mağripli bir seyyahın
yolu çöllere düşmüş.
Az gitmiş uz gitmiş,
gücü tükenmiş, azığı bitmiş.
Biraz yürüyünce, eski bir kuyu bulmuş,
hazine bulmuş gibi mutlu olmuş.
Ellerini açıp uzatmış kuyunun dibine doğru,
suyun yükselip gelmesini
beklemeye koyulmuş.
Geçerken oradan deve üstünde bir bedevi,
alaya almış cahil mağripliyi:
“Be ahmak,
kovayı atıp da çekmedikçe ipini,
yıllarca beklesen de
su sana hiç gelir mi?”

HİSSE:

Her bilgi, hakikat denizine açılan bir kuyu ağzıdır. Akıl kovanı o tükenmez denize at, idrak ipiyle ve gayretle çek, hikmet suyunu elde et ve kana kana iç. Eğer o şerbetten nasibini alamadıysan hâlâ, kendini sorgula, düzelt önce. Bil ki kuyu derin değil, elindeki ip kısadır.

Hiç yorum yok: